*
Ah o yirminci asır yok mu, o mahlûk-i asîl,”
Hani, tâ’ûna da züldür bu rezîl istîlâ!”
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ…”
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.”
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk;”
Ostralya’yla berâber bakıyorsun: Kanada!”
Yedi iklîmi cihânın duruyor karşına da,”
Kaynıyor kum gibi, tûfan gibi, mahşer mahşer.”
Eski Dünyâ, Yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,”
Varsa gelmiş, açılıp mahbesi, yâhud kafesi!”
Dedirir -yırtıcı, his yoksulu, sırtlan kümesi,”
Nerde -gösterdiği vahşetle- “bu: bir Avrupalı! “”
Ne hayâsızca tehaşşüd ki ufuklar kapalı!”
Kaç donanmayla sarılmış ufacık bir karaya.”