*
Sen bu âvîzenin altında, bürünmüş kanına,”
Yedi kandilli Süreyyâ’yı uzatsam oradan;”
Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan,”
Kanayan lâhdine çeksem bütün ecrâmıyle;”
Sonra gök kubbeyi alsam da, ridâ namıyle,”
Rûhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;”
Bu, taşındır” diyerek Kâ’be’yi diksem başına;”
Seni ancak ebediyyetler eder istîâb.”
Herc ü merc ettiğin edvâra da yetmez o kitâb…”
Gömelim gel seni târîhe, desem, sığmazsın.”
Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?”
Bedr’in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi.”
Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhîd’i…”
Gökten ecdâd inerek öpse o pâk alnı değer.”