Patiska kefen çürük teneşir isli kazan. Minarede ölü var! Diye bir acı salâ… Er kişi niyetine saf saf namaz… Ne alâ! Böyledir de ölüme kimse inanmaz hâlâ! Ne tabutu taşıyan ne de toprağı kazan…”
Tahtadan yapılmış bir uzun kutu baş tarafı geniş ayakucu dar çakanlar bilir ki bu boş tabutu bir gün kendileri dolduracaklar. ”
Her gün elim tokmakta bir ân irkiliyorum annem belki yatakta annem belki toprakta. Gün bitiyor şafakta biliyor biliyorum tabut gıcırdamakta ve hevesler damakta.”
İnsanı olduran erdiren sükût bir gün öleceğini aklında tut rahat bir yer olmalı ki şu tabut görmedim girmen diyen yiğit kimse.”
Herkes öleceği günü saati bilseydi geriye sayım ne kadar zor olurdu düşünsenize. Geçen her dakikayı bir tabut çivisi gibi algılamaz mıydık?”
Ufka bakarlar ölüm uzakta mı uzakta. Ve tabut bekler suya inmek için kızakta…”
Seni o kadar çok sevdim ki damarlarımda kandın seni o kadar çok benimsedim ki ihanetin tabutumda bir dua oldu sessizce.”
Sultan olmak dilersen tacı sorgucu unut zafer araban senin gıcırtılı bir tabut!”
Musalla taşı yeşil örtü ve tabut. İnsan irkiliyor. Yürüyüp giderken bir görünmez duvara çarpıyor sanki.”
O şekilde yaşamalısın ki öldüğün zaman tabutçu bile matem tutsun. ”
Her ağızda her telde fanilik dırıltısı. Sonunda tek bir şarkı tabutun gıcırtısı.”
Tabut yıkanmaz sevgilim ölü yıkanır çürümüş kalbin atışı yıkanır.”
Hiç kimseye bağlanma unutma ki tabut tek kişiliktir.”
Kadınları el üstünde tutun derken kastedilen tabut değildi.”