O kadar yoruldum ki artık hiçbir şeye şaşırmıyorum. Ve umurumda değil hiç kimse, ne halim varsa görmekle meşgulüm.”
Sen istediğin kadar unutacağım diye uğraş, nasılsa bir şarkı çalar kulağına bir yerlerden ve tekrar hatırlarsın. ”
Dediler ki: eskiden böyle değildin, içine kapandın. Dedim ki: içindekiyle yetinen bu kalp artık sizi ne yapsın. ”
Bazen “o” senden daha fazla mutlu olsun diye, mutsuzluğu göze alabilirsin. Hatta çok güzel mutsuz olabilirsin.”
Öyle ucuz değil gül koklamak. Gül tutan ele diken batmalı. Bir aşka gönül veren, o aşkın kapısında yatmalı.”
Kaçmak istedikçe sana yakalanıyorum. Söndürmek istedikçe sana yanıyorum. Yenildim işte! Yine de seviyorum…”
Bir çocuk masumiyetiyle, bir kez daha ”elma” diyorum artık çık! Aşksız kaldım sevgili, korkutuyor yalnızlık.”
Allah’ım beni öyle bir sonbahar ayazı öldür ki, sevdiğim mezarıma koyacak tek bir gül bile bulamazsın…”
Eğer beni bu sokakta, bu semtte, bu şehirde bulamazsan sevgilim bil ki ben; gözlerinin daldığı yerdeyim.”
Ben kıskancım. Kıskanırım, karışırım, kızarım ama gitmem hep yanında olurum. Seni en güzel ben severim.”
Yetimhanede yaşayan küçük bedenlerin, ranzalarına yazdıkları “anne” kelimesi kadar masum olmalı aşk. ”
Şarkılara neden “parça” dendiğini biliyor musun? İhtiyaç duyduğunda bazıları eksik yanını tamamlıyor.”