Halbuki gülüm, nar tanem; Aslı bir masaldı, Şirin bir masaldı, Kerem’le Ferhat’ı bilen yok; Uzakta kaldı! Oyhan Hasan Bıldırki
*
KAPAT
Lütfen bekleyin
Paylaş
Nar Sözleri
Birbirine çok benzeyen günlerle dolu o kapalı ve tekdüze günlük yaşamımızda, nar ağaçları ve alımlı çiçeklerinin, benim için, özel bir yeri vardı; onlar yaşamın, var olmanın renkleriydiler. Mehmed Uzu”
Bilmiyordum narın kış meyvesi olduğunu ahsen “canım nar” diyene kadar. Bak sana anlatırken ne zaman çiçeğe durduklarını da öğrendim şimdi, mayısta çiçeği kasım da meyvesi var. Ah ahsen, sen ne güzelsin.”
Yavru bir nar tanesi oluyor gülümsemek. Limon limon kurutuluyor heveslerimin sevinci. İnat edinimleşmiş korkunç dişli bir kurt. Özlemek pek bir yabancı. Pek bir kimsesiz.”
Bu meyve nardır. İkiye ayrıldığında tıpkı ikiye yarılmış kanayan bir yaraya benzeyerek Ferhat’ın hatırasını yaşatır. Bu nedenledir ki günümüzde nara Ferhat’ın elması dedikleri de olur. Vladimir Bartol”
Narın bahçesine bir hoyrat girse, tenden önce dile yoksulluk düşer. Dil üşümeden daha da üzülmeden ten, açılıp saçılsın bize nara gidelim. Haydar Ergülen”
Hararet nardadır, sacda değildir. Keramet baştadır, tacda değildir. Her ne ararsan kendinde ara. Kudüs’de Mekke’de Hac’da değildir. Hacı Bektaş-i Veli”
Biliyorsun, birçok taş dizdim gövdemin yanına. Sonra, bir sigara küllüğünü aldım yere attım. Dağılan nar taneleri değildi. Kırılandım ben. Özge Özgen”
Bir kuşun anısı kalmış bende, saklı, bundan gözlerimdeki kayalık, içimdeki serseri buzullar. Dürtme içimdeki narı, üstümde beyaz gömlek var. Birhan Keskin”
Kızaran nara benzersin, dalın tepesinde. En yüksek dalında unutulmuş, bir ağacın. Hayır, unutulmuş değil, yetişilememiş. Mehmed Uzun”
Ah benim hayal kardeşim, bizim bu aşktan alacağımız var; dinsin ayrı odalarda çektiğimiz ağrı, yaz geçip gitsin ve olgunlaşsın nar. Birhan Keskin”
Bir dokunuşla nar gibi saçılacak sanki tanelerimiz ulu orta. Oysa biz giderek dışını kurutmuş bir nara dönüyoruz. Ki buna susmak diyorlar.”
Güzel günler görme telaşını bırakalı epey oldu. Yine de umut nar taneleri gibi küçük ve dokunduğum an iz bırakıyor hayatımın kuytu köşelerine.”
Sokaklar hıncahınç günahkâr. Ellerimde cehennem rengi bir nar çiçeği tutuşurken, azap diye hasreti yazarken, geleceğini unuttum.”
Ellerin, ellerin ve parmakların, bir nar çiçeğini eziyor gibi. Ellerinden belli olur bir kadın, denizin dibinde geziyor gibi. Sezai Karakoç”