Benim aşka gururu çiğnetip yola düşen, sen bir hatır sormaya selam vermeye üşen. Ah! İçim ürperiyor ya evde yoksan Ayşen, islâh olmaz bu gönül iflâh olmaz bu yara.”
Seni geçilmez gören gönül gücümü yendim. Vuslatından ziyade, hasretini beğendim. Sabrımla sarf ettiğin saadet sermayendim. Kıymet körü kalbimi kırıp kaybolacağım.”
Can evindeki yerim hiç kolay dolmayacak. Bakışını terk eden umudun olacağım. Hiçbir gün mutluluğun dört dörtlük olmayacak. Evlat acısı gibi içinde kalacağım.”
Bahtımdan kara kışın ilk karşıma çıkışın. Gözlerimi ellere âmâ etti bakışın. Müdahil olmadılar ne kirpiğin ne kaşın. Tüm aklımı fikrimi yağma etti bakışın.”
Çiçeğim, bir mesel var, eski bir atasözü. Zararın neresinden dönersen kâr, çiçeğim. Senin hayat çağının henüz baharı, yazı. Benim ömür bahçeme kar düştü, kar çiçeğim.”
Saymadım, hasretinle bu kaçıncı yılbaşı! Bir ihtimâl de olsa döner diye bekledim. Ne bir demet karanfil, ne bir damla gözyaşı; bir hâl hatır sormayı dener diye bekledim.”
Kelamullah Vahyedilen Muhammet. Feyzullah var mıdır senin üstüne. Gaffarın gönlünden kopan merhamet, Lütfullah var mıdır senin üstüne?”
Dönme, günahkâr ruhum ömrümce yaslı kalsın, yüzüme bahtım kadar gülme Allah aşkına! dönme ki meyhaneler hicrinle süslü kalsın, aldırma imdadıma, gelme Allah aşkına!”
Meğer aşkı anlatan cümle şarkılar azmış. Tüm besteler çaresiz nihaventmiş hicazmış. Kim görmüş, kim yaşamış, hangi şiir kim yazmış! Her cevrine göz yumup bel büktüğüm günleri!”
Dünyada cehennemi yaşamak demek buymuş, bir ben bir rabbim bilir ne çektiğim günleri. Hangi şeyda Leyla’ya bu kadar saygı duymuş? Kim yaşamış önünde diz çöktüğüm günleri?”
Gün battı batacak hafif rahmet var. Gözüme görünen bir alamet var. Bu aşkta bir hikmet bir keramet var. Sen bana iş işten geçerken geldin. Son fırsat elimden kaçarken geldin. Ezan çiçekleri açarken geldin.”
Sen benim ikinci doğum günümsün, gençliğim maziye göçerken geldin. Sen benim geciken şanslı yönümsün. Son fırsat elimden kaçarken geldin. Ezan çiçekleri açarken geldin.”