Bir gece misafirim olsan yeter. Dolar odama lavanta kokusu, soğur sevincinden sürahide su. Ay pencerede durup durup güler. Cahit Sıtkı Tarancı”
Dedim aşk, dedi eline gül olim. Dedim papatya, dedi başına taç olim. Dedim lavanta, dedi kokun olim. Dedim lale, dedi kalbinin sultanı olim.”
Hangi masaldan çıkıp da böyle 20. asırlara düşüverdiniz, söyler misiniz? Yağmur çağıran bir denizin kıyısında lavanta kokulu bir düşe mi girdiniz?”
Teninde bambaşka bir rayihaya dönüşen lavanta kokusunu, sıcaklığını, bana bakarken gözlerinde beliren o tuhaf ışığı.”
Öylesine işte, aniden, hiç sebep yokken, mor renkli lavnatalara döktüm içimi, baharlar geldikçe ve baharlar geçtikçe. Nazan Bekiroğlu”
lsırgan gibi olma, dokunan sende ceza, cefa bulmasın! Lavanta gibi ol ki, dokunan sende ferahlık, mutluluk bulsun.”
Bir gece misafirim olsan yeter, dolar odama lavanta kokusu; soğur sevincinden sürahide su. Ay pencerede durup durup güler.”
Biz bu lavanta kokularını bilmeden taşıyoruz. Biz bu tavana bilmeden eski rengine boyuyoruz. Edip Cansever”