Babaannem derdi ki; yürek acısını sadece yüreği olanlar, bir yürekte can bulanlar, yüreği kendinden gayrı bir yürek için vuranlar bilir.”
Babaannem derdi ki; bazen bir tülbende sığan baş, koca bir dünyaya sığmazmış. Kader alacağını, verdiğinin gözlerinden afiyetle sağarmış.”
Kurnazın pabucunun topuğu yoktur. İzsiz sızdırır sızdıracağını; sessiz kızdırır kızdıracağını. Çok iyi bilir kimi pusturup, kimi azdıracağını.”
Babaannem derdi ki; köre yüzünü, sağıra sözünü süsleme kızım yorulursun. Ancak gönlüyle göreni sırdaş bil, kardeş bil, yoldaş bil nolursun.”
İki arada bir derede olurdu olmayacak olan ne varsa… Bin dereden su getirirdi insan iki araya girmemek için oysa.”
Mümkün, verdiğin rızadır. Adamak kolay; ödemek ezadır. Razı olduklarını iyi tart kızım. Çiğ süt emmişin ettiği, kendine imzadır.”
Babaannem derdi ki; alçak uçan yüce konar kızım. Yüce uçan, alçak. Bulaşık bulaşmaz mı, takmazsan eğer kolçak?”
Nakitle susturabileceğin cahili akitle susturamazsın. Akitle susturabilceğin bilgeyi, nakitle pusturamazsın.”
Babaannem derdi ki; gitmek isteyeni kırk düğüm halatla bağlasan, tutamazsın. Kalmak isteyene saç teli yeter.”
Babaannem birini özleyince; tek canın sağ olsun da, yel essin kokusu gelsin yeter, diyordu. Biz de özledik! Yel essin!”
Babaannem der ki; parayı duyunca gözleri parlayan karıdan, karıyı duyunca gözleri parlayan adamdan korkun.”
Babaanne namazda yüksek sesle Allahuekber derse, bilirdim ki ocakta yemek vardı. Ve altı kapatılacaktı.”
Babaannem derdi ki; seyrek git dostuna kalksın ayak üstüne, sık gidersen dostuna oturur kıçının üstüne.”
Babaannem derdi ki; sağlam düşman insanı tatlı sözlerle avlar. Tetikte ol kızım. Belalar da insanı tam tavında tavlar.”