Babaannem derdi ki; zor günler insana, görmediğini gördürür, bilmediğini bildirir. Dert ettiği küçük şeylerin ateşini söndürür ve eskisinden daha fazla düşündürür kızım.
*
KAPAT
Lütfen bekleyin
Paylaş
Baba Ve Kızı Sözleri
Gittin baba. Geride bir kız çocuğu bıraktın.”
Manşet: Prenses olmak için prense ihtiyacım yok. Ben zaten kralın kızıyım.”
Babaannem derdi ki; bak kızım utanmayan yüzden, yağmur almayan güzden, kalp inciten sözden, fırıl fırıl dönen gözden; tütmeyen bacadan, iki yüzlü dosttan, merhametsiz kocadan, laf taşıyan komşudan; vermeden alan elden, dua bilmeyen dilden, şükür etmeyen k”
Yürüyüşünü görmediğin dosta güvenilmez. Her aralık kapıdan paldır küldür girilmez. Güzele, sadece güzel diye değer verilmez. Sonunu görmediğin yola gidilmez; sesini duymadığın yar sevilmez; huyunu bilmediğin ata binilmez; dibini görmedi”
Babaannem derdi ki; sanırsın ki insan müşgül. Dürtülmeden uyanır mı hiç düldül? Uyanırsın kızım uyanırsın, değişir bütün teamül. Sabrı öğrenirsin, şükrü öğrenirsin, kanaati öğrenirsin. Şer dediğinde hayrı görmeyi öğrenirsin.”
Babaannem der ki; yarini, yarenini iyi seç kızım. İtle yatan bitle kalkar. Gerekirse yalnızlıktan korkma. Sadece kendine tıngırdat yaşamın telini. Dostun postu eskimez de, ederinden fazla değer verdiğin, yüzünün astarını çabuk yırtar.”
Babaannem derdi ki; hırsızı evine kadar kovalama candan olursun. Densizi dibine kadar sorgulama elden olursun. Bir düşman çok, bin dost azdır kızım. Yaş tahtanın kazası fenadır. Adımlarını ardını görerek at nolursun.”
Babaannem derdi ki; derdine dert deme kızım. Derdin sana yaşamak için dermandır. Bilesin ki her dert dediğin senin dayanma gücünü sınayan fermandır. Dönersin, dolaşırsın, kendine gelirsin. Derdi olmayan kendine yabandır.”
Canı- gönülden gelen, bırak yanında eğlensin. Sen tüm kötülüklere diş bileyen ve en güzeli dileyensin. Anlaştığına kenetlen. Varsın aynı göğü paylaşan karga da, kartal da layık olduğu dala pençelensin.”
Babaannem der ki; ekmek elden su gölden zamanlar en güzel yaşlarındır. Büyüdükçe taş kemirirsin. Duyun durusu senin, sözün bulanığı benim olsun. Sözü taşımak pek güçtür, bunu ancak büyüyünce bilirsin.”
Elden ayaktan düşmeden ölmek önemli değil kızım. Gözden, gönülden düşmeden ölmeli. Başa yaş mı soruyorsun? Her zaman kopmaz ki inceldiği yerden. İnsan eteğindeki taşlarla da yaşamayı bilmeli.”
Kilitsiz ağız misafire de han, hırsıza da. Herkese verecek bir söz bulursun; söyleyecek lafın olur mu arsıza da? Sen yüzünde özünü görebildiklerini kuşan. Mutlu mu olur sanırsın otun bokun derdine koşan?”
Babaannem derdi ki; horozun öttüğünü duyarsan dua et, çünkü horoz rahmetin indiğini görürmüş. eşeğin anırdığını görürsen Allah’a sığın, eşek şeytanı gördüğü için anırırmış.”
Babaannem der ki; yeller, hafifleri götürür, ağırlar kalır. Seller, iyileri de kötüleri de alır. Yelin de hikmeti var, selin de kızım. İnsan neyin yel, neyin sel olduğunu yaşadıkça tanır.”