Ben karanlığın sessiz köşesinde kaybolmuşum, sen ise sevginin değil paranın esiri olmuşsun. Sana paranla mutluluklar dilerim.”
Nedense beni bu hayatta çok mutlu eden ve çok güldüren, aynı zamanda çok acı çektiren ve çok ağlatan kişi oldu.”
Bir yanımda çaresizlik diğer yanımda yorgunluğum var. Bir yanımda yalnızlığım, diğer yanımda geçmişe dargınlığım var.”
Bizi en çok; toz konduramadığımız, yere göğe sığdıramadığımız ve düşlerimizden ayırmadığımız sevdamız yaraladı.”
Ey sevgili! Söyle bir sevgi değdi mi yüreğine, uzanıp bir el değdi mi eline, kimse baktı mı insanı yaralayan gamzelerine.”
Bilirsin; noktayı koymak ne kadar zor olsa da; tamamlanmış cümleler, eksik kalmış cümlelere göre daha çok acı verir.”
Yaralayan da, yarayı dağlayan da, iyileştirip kabuk bağlayan da Yaradan’dır. İmtihandasın ey insan; sükut et, sabret, şükret.”
Dünde, bugünde, yarında? Yüreğin kadar yanındayım. Kendini yalnız hissettiğinde elini kalbine koy; ben hep ordayım!”
Oysa defalarca sormuşlardı: Büyüyünce ne olacaksın? Diye. Mutlu, diyemedik. Çünkü çocuktuk, akıl edemedik. Nazım Hikmet”
Hayatın tüm çilesi sanki beni bulmuş, hayat benim nefesimi kesmiş, sevmek için geçirdiğim zamanın hepsi boşmuş.”
İnsanı en çok üzen şey; ummadıkları kişiler adam olurken, adam sandıklarının insan bile olmamış olmasıdır. Adam Fawer”
Nereye kaçarsan kaç, üç şey seninle gelir. “Gölgen, acın ve geçmişin”. Kaderin ise zaten seni orda beklemektedir.”
Sözcükler tek başlarına insanı kırmaz. İnsanı yaralayan, sözcüklerin arkasına saklanan ikiyüzlülüktür. Susanna Tamaro”
Okyanusla gökyüzü gibiydik biz seninle. İkimiz de maviydik, birlikte gibiydik. Ama asla hiç birleşmedik.”